KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI

KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI

Haber ve bilgi verme amacı başta olmak üzere, eğitmek, eğlendirmek gibi amaçlar taşıyan, belirli bir okuyucu kitlesine, belirli aralıklarla ya da sürekli olarak ulaşan araçlardır. Gazete, dergi, radyo, televizyon, sinema gibi kitlelere ulaşan ve iletişimi sağlayan araçlara kitle iletişim araçları denilmektedir. K.İ.A. amacı düşünce, fikir, haberleri çok kısa zamanda geniş kitlelere ulaştırabilmektir. Kitle iletişim araçları; “Daha geniş kitlelere, çevrelere seslenebilmek, onlarla iletişim kurmak için gerçekleştirilen elektromanyetik dalgaların ve bunların alıcılarının kullanımı ile tüm kitleye seslenebilme olanağı veren bir araçtır.” Kitle iletişim araçlarını incelerken kitle, kitle iletişim araçları (gazete, dergi, radyo, televizyon, sinema, kitap gibi) aracılığıyla geniş ve bilinmeyen kitleye (dinleyici, okuyucu, izleyici) iletilmesidir” İletişim; Bilgi, düşünce, duygu, tutum ve kanılarla, davranış biçimlerinin kaynak ile alıcı arasındaki bir ilişkileşme yoluyla bir insandan diğerine bazı oluklar kullanılarak aktarılma süresine denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI

İnsanlar güncel olayları, kitle iletişim araçları sayesinde öğrenir ve takip ederler. Bu yüzden günümüzde kitle iletişim araçları, yasama, yürütme ve yargı organları yanında dördüncü bir güç olarak kabul edilmektedir. İnsanlar aslında iletişimi, haberleşmeyi yüz yüze yaparlar. Ancak zaman geçip toplum her gün biraz daha karmaşık nitelik kazanınca mesajlar yöneltilecek gruplar büyük genişlik kazanır ve yüz yüze haberleşme, iletişim yetersiz hale gelir; kişinin artık bildiği, tanıdığı komşusuna değil, tanımadığı, ilk ilişkiler içinde bulunmadığı diğer insanlara mesajlar yöneltmesi gerekir. Bu olgudan doğan iletişime tali, ikinci türden iletişim, haberleşme denir. İşte bu nitelikteki haberleşmenin bazı tekniklerle, belirli bir teknoloji uygulanarak çoğaltılıp güçlendirilerek, çok sayıda kişiyi etkileyecek biçime getirilmesine kitle haberleşmesi (mass communication) adı verilir ve kullanılan araçlara da kitle haberleşme araçları (mass-media) denilir (1, 408). Kitle iletişim araçları denildiğinde tüm yazılı ve görsel basın (gazete, dergi, radyo, televizyon, film vb. ) anlaşılır. Ancak radyo ve özellikle televizyon her evde bulunduğu ve günümüzün gelişmiş teknolojisi sayesinde çok uzaklardaki olayları bile canlı olarak tüm ayrıntısıyla görüntülü olarak karşımıza getirdiği için en etkili olanlarıdır. Televizyonun bu etkisi spor faaliyetlerine olan ilgiyi de arttırmıştır. Hayatlarında hiç spor yapmamış insanlar bile televizyon sayesinde spor karşılaşmalarına ilgi duymaya başlamışlardır. Kitle iletişim araçlarının ve yapımcılarının görevleri ise halka haber ve bilgi vermek, eğitime ve eğlenceye katkıda bulunmak olarak sıralanabilir. Ancak hızla gelişen teknolojiye bağlı olarak kitle iletişim araçlarının nitelik ve niceliğinde ortaya çıkan artışlar, bunlar arasındaki rekabeti de arttırmıştır. Sonuçta tiraj kaygısı bilgi verme ve eğitime katkıda bulunma görevini unutturmaya başlamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI
Televizyon

Eğitimin önemi yanında, kalitesi ve uygulanış biçimleri de üzerinde durulması gerekli konulardan biridir. Toplumun fertlerine iyi bir eğitim vermenin hangi araçlarla ve nasıl olacağı da dikkat edilmesi gereken bir başka konudur.
Günümüzde birbirinden çok farklı ve değişik yaş gruplarına yönelik eğitim araçlarından yararlanılmaktadır. Bu araçların en önemlisi kuşkusuz televizyondur. Çünkü göze ve kulağa aynı anda hitabeden televizyon, okuryazar olsun olmasın her yaş grubundaki insanın ilgisini çekebilmektedir. Televizyon, bütün dünya, hatta ülkemiz için çok yeni olmakla beraber, daha şimdiden faydaları ve sakıncaları tartışılır hale gelmiştir. Okullarda yapılan veli toplantılarında pek çok anne, baba çocukların televizyon yüzünden uykusuz, kaldıklarından, ödevlerin yetişmeyişinden ve çocukların başarısız düştüklerinden yakınmaktadırlar. Helede birkaç kanaldan yayın yapan ülkelerde televizyon olayı, iyice tartışılır hale gelmiştir. Ülkemizde de birden çok kanaldan yayınlar devreye girmeye başlamıştır. Amerika’da yapılan bir hesaplamada bir insan ömrünün 15 yılının televizyon başında geçtiği hesaplanmıştır. Televizyon, insanların eğitim, öğretimine hizmet edeceği yerde, insanlar televizyonunun bağımlı bir kölesi durumuna geldikler takdirde tehlike daha da büyüktür. Eğer anne, baba ve öğrenciler dâhil, ailenin bütün fertleri, televizyonun düğmesine hâkim olmazlar ise kazandıklarından daha fazlasını televizyon başında kaybedeceklerdir. Görüldüğü gibi, en iyimser düşüncelerle de olsa televizyon gerçekten henüz insanlığa ne götürüp ne getirdiği belirsiz, evimize kadar girip tek başına bizi etki altına alan 20.yüzyıl teknolojisinin bir ürünüdür. Yani İngiltere’de bir evdeki televizyon makinesi ile Japonya’daki bir evdeki televizyon makinesi, aynı makinedir. Fakat programları farklıdır. O halde; eğlenirken milli düşünürken milli, dinlenirken milli, eğitirken milli olan TV gibi bir alet çağın bir harikası olarak başköşedeki yerini almalıdır, almaya layıktır. Televizyonun milli olması ne demektir? Televizyonun milli olması demek, hitap ettiği milletin maddi ve manevi milli ahlâki dini, sosyal tarihi ve kültürel değerlerine top yekün sahip çıkması ve onların titizlikle korunup nesilden nesile aktarılmasına yardımcı olmak demektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TELEVİZYONUN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Şiddet kutuları, en yıkıcı etkisini, etkiye en fazla açık durumdaki çocuklar ve gençler üzerinde gösteriyor. Şiddet onların davranışlarına, sözlerine, oyunlarına yansıyor. Çocukların 3-4 yaşından başlayarak 12-13 yaşına kadar günde ortalama 1-2 saat çizgi film izledikleri, ayrıca çocukların ve gençlerin erişkinler için hazırlanan televizyon programlarını da seyrettikleri düşünüldüğünde, yoğun şiddet bombardımanı altında kaldıkları görülür. Yapılan araştırmalar sonucunda da çocuğun saldırgan davranışları taklit ettiği belirlenmiştir.
Çocuk zihinsel süreçlerindeki özelliklerinden dolayı izlediklerini yetişkinler gibi algılayamamakta ve yetişkinlerden farklı bir biçimde etkilenmektedir. Televizyon kullanım nedenlerine bakıldığında da çocuklar ile yetişkinler arasında farklılıklar görülmektedir. Yetişkinlerin çoğu televizyonu eğlenmek amacıyla izlerken, çocuklar ise eğlendirici buldukları televizyonu dünyayı tanımak ve anlamak için izlemektedirler. Çocuklar kurmaca ve gerçek arasındaki farkı çoğu kez yetişkinler kadar kolay bir biçimde algılayamamaktadırlar. Birçok açıdan çocuklar televizyon karşısında yetişkinlere oranla daha korunmasız durumdadırlar. Olaya bu açıdan bakıldığında zararlı çıkanlar çocuklar gibi görülmektedir. Çocuklar toplumda kendi yerlerini öğrenmek amacıyla içinde yaşadıkları toplumu gözlemlemektedirler. Çocuklar bu gözleme eylemini gerçekleştirirken yetişkinlerden yeterince yardım almamakta bunun yerine televizyona yönelmektedirler. Ancak bu yönelme televizyonun çocuk davranışları üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermez.
Türkiye’de Televizyon kaynaklı olaylar
Inferno adlı korku filmini seyreden bir genç kız intihar etti.
Üsküdar’da televizyondan etkilenen 8 yaşındaki bir ilkokul öğrencisi kendini kravatla gardıroba astı.
Ailesiyle Fransa’da yaşayan 9 yaşındaki Volkan da bir Türk televizyonundan etkilenerek intiharı seçti.
Ancak etki yalnız ölümlere neden olmakla kalmıyor; şiddet uygulayıcısı fakat kahraman olan karakteri özellikle çocukların ve gençlerin örnek aldığı ve bu nedenle toplumda şiddetin yayıldığı biliniyor. Bu tip programlar suçun nasıl işleneceğinin tekniğini de öğretiyor ve yayıyor. Bazı hukukçulara göre 5 yaşındaki bir çocuk her gün programları seyrederek 15 yaşına geldiğinde 18000 cinsel taciz, saldırı, kavga ve işkence yolu öğrenmiş oluyor.
Psikologların yaptığı açıklamada “Çocukların ve gençlerin bu programların etkisi altında şiddeti bir problemi çözme aracı” olarak gördüklerine ve gittikçe daha normal karşılamaya başladıklarına işaret etmektedirler.
Çocuk güce özendiği, kuvvet aradığı için yapımcı onun bu ihtiyacından yola çıkarak güçlü saldırgan problemlerine kaba kuvvetle çözen sempatik, sihirli ve tükenmez güçleriyle her şeyin üstesinden gelen medya kahramanlarını yaratmaktadır. Bu kahramanların kötülükle savaşıyor olması ile sadece saldırgan davranışı rasyonalize etmek, haklı hale getirmek için bir bahanedir. Önemi olan güçlü, silahlı olmaları ve problemleri şiddet yoluyla çözmeleridir. Bu tarz mesajların sıklığı, kahramanların sevimlilikleri ile birleşince bir de iyi kalpli oldukları vurgulanınca çocuğun bunlara öykünmemesi için bir sebep yoktur.
Erkek çocuklara yönelik bu filmlerde bu tür kahramanların kullandığı araç ve gereçlerin ağır metallerle donanımlı silahlar olduğu dikkat çekmektedir. Kız çocuklarına yönelik filmlerde de moda, pop, müzik ve gösterişin ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Ancak kızların da ‘güç’lü olabilecekleri imgesinin işlendiği bazı çizgi filmler de mevcuttur. Bunlardan biri de “She Ra”dır. She Ra He-Man’nın bir bakıma ‘kız’ versiyonudur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz